Kore Filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kore Filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2017 Pazar

11 A.M / 열한시

Ne zamandır film izlemiyordum. Bu defa aksiyon yerine bilim kurgu/fantastik konulu bir film tercih ettim. Bilim kurgu türünde Kore yapımı ilk kez izledim. Bu yüzden de çekinerek izlemeye başladım ama beni fazlasıyla şaşırttı. Filmi secerken netten konusuna baktim ama nette yazilanla benim izledigim film aynı degildi. Bundan dolayı da konusu da şaşırttı beni...
Gelelim filmin esas konusuna: Kore-Rus ortak yapımında zaman makinası yapımı hakkında bir proje uygulanmaya çalışılır. Bu ekibin basında da Woo Seok ( Jung Jae Young ) vardır. Eşini kanserden kaybetmiştir. Gelecek ile geçmiş arasi geçiş yapıp eşini kurtarmayı amaçlar. Ekip sıkı çalışma sonucu bu yolculugu yapmayı başarır ve sadece bir gün sonrasına gitmeyi basarır. Fakat gelecekte gördükleri manzaralar karşısında dehsete düşerler ve gelecegi degistirmeye çalışırlar...
Bu arada filmin başrolu Jung Jae Young'un yanında Daniel Choi de bulunmakta... Yani filmin konusu güzel, kadrosu güzel daha ne olsun^^ 
Tavsiye eder miyim? Tabi ki ederim^^

27 Ocak 2017 Cuma

Ne İzledim: Phantom Detective (Hayalet Dedektif)


Bu defa mükemmel bir film ile karşınızdayım. Öyle ki filmi nasıl anlatsam bilemedim çünkü klasik Kore tarzından çok çok farklı.

Filmin baş karakteri Hong Gil Dong şimdi adını hatırlayamadığım bir Kore romanından esinlenilmiş. Filmin sahne efektleri,geçişleri de Sin City filmine benziyor. Bir hayli emek verilmiş bir film izlerseniz anlayacaksınız. Kore tarzından çok çok uzakta. Evler,yollar vs Kore gibi degil... Ve filmin başrolü Lee Je Hoon... Kendisini benim en sevdiğim favori dizilerden Signal'de izlemiştim. Bu kadar dikkatimi çekmemişti ama bu filme inanılmaz yakışmış. Bir Hyun Bin bu kadar yakışamazdı. ( Evet, evet bildiginiz Hyun Bin.) 
Filmin konusu:
Hong Gil Dong işinde başarısızlık nedir bilmeyen bir dedektiftir. Başarılı kariyerinin yanı sıra bir yandan da intikam ateşiyle yanmaktadır. Derken düsmaninın peşine düşer ama kendini bambaşka bir olayin icinde bulur.

Filmin çocuk oyuncularına değinmeden edemeyecegim çünkü filmde bir cadı var ki adı Mal Soon... O nasıl bir tatlılıktır ve nasil bir rol yeteneği var inanilmaz. Koskoca adamin burnundan getirdi^^ 


Filmde birini öldüreceklerse tek kurşunla yapmıyorlar. Mutlaka etrafı tarıyorlar. Filmin kısa özeti gibi bu fotograf bunu da paylaşmadan edemedim.
Ben filme bayıldım. Size de tavsiye ederim. Hemde siddetle... 
Görüşmek üzere👋



24 Ocak 2017 Salı

Ne İzledim: Hide And Seek (Saklambaç)


Bu defa gerilim filmi ile karşınızdayım (Hem de ne gerilim.
Bu defaki şanslı film Hide And Seek yani Saklambaç filmi.
Filmin basrollerini bu ara en iyi filmlerimin başrolünü oynayan Son Hyun Joo ve Jeon Mi Sun paylaşıyor.
Film konusu itibariyle Kim Ki Duk'un Boş Ev filmini anımsatsa da kendine özgü havası ve sürpriz finali ile farkını gösteriyor.
Bu arada mantık hataları da yok degil ama yine de izlerken zevk alarak hatta cıglık atarak izlediğim film oldu.(Hem de iki kere.) 
Şimdi filmin konusuna gelelim; Sung Soo, hastalık derecesinde titiz ama hem işte hem de özel hayatında ailesi ile mutlu mesut yaşayan bir adamdır. Derken bir gün uzun zamandır görüşmediği abisinin kaybolduğu haberini alır ve onu aramak için evine gider. Abisinin oturduğu mahalle hem cok tehlikeli hem de insanları tuhaftır. Sung Soo bu tuhaf mahallede araştirma yaparken kapılarda tuhaf saklambaç şifreleri görür kendi evine döndüğünde aynı işaretlerin kendi kapısına da işaretlendiğini görür...

Gerilim filmi seviyorsanız mutlaka izleyin derim.
Görüsmek üzere 👋

21 Ocak 2017 Cumartesi

Ne İzledim: Daisy (Papatya)


Bu defa hikayesinde Aşk,dram ve aksiyonu barındıran Daisy ile karşınızdayım.
Bu filmi de yine en iyiler listesinden seçtim. 
Öncelikle film konusu itibariyle Hollanda'da gecen ilginç bir aşk hikayesi. 
Film izlerken izlemeye alıştığım hatta daha gitmeden asina oldugum Seul sokaklarını aradim yalan yok^^
Bu arada en son My Love From The Stars'da izlediğim Gianna Jun'u bir kez daha izleme olanağı buldum. Bu kadını cidden çok beğeniyorum. Bana göre Kore'nin en güzel kadinlarindan biri...
Diğer başrol Jung Woo Sung'u ilk defa Padam Padam'da izlemiştim. Adama öyle "gıcık" olmuştum ki diziyi son üç bölüm kalmışken yarım bırakmıştım. Tabi sonra uzak durdum kendisinden taa ki kendisinin oynadigini bilmeden izledigim bir filmini izleyene kadar(Adını unuttum hahah) sonra haksizlik ettigimi düşünerek kendisini izlemeye başladım işte. Sabit fikirli biri degilim çok şükür.

Şimdi filmin konusuna gelirsek (Biraz gec oldu ama.) ; Hye Young, Hollanda'da antikacı dükkanı sahibi ayni zamanda da ressamdır. Her gün kapısına kimden geldiği belli olmayan papatyalar bırakılır. Tabi hatun da bu papatyaları gönderen hayranini merak eder ve ona ilgi duyar. Derken gel zaman git zaman ufacik bir yanlıs anlama sonucu yanlis adama aşık olur.

Film hakkında fazla spoiler vermek istemedim. İzleyin pisman olmazsiniz.
Görüşmek Üzere👋

24 Aralık 2016 Cumartesi

Ne İzledim? : Train To Busan ( Busan Treni )


  Geçen sene bu filmin fragmanını izlerken çok korkunç bulmakla beraber bir hayli hevesle "Ben bunu izlerim arkadaş!" demiştim. (Bunda Gong Yoo'nun payı %99 .) İzlerim demiştim ama bu kadar çabuk izleyeceğim hiç aklıma gelmemişti^^ (Çeviri şip şaklığı.) 
  Öncelikle filmin konusunu özetlersem; İnsanları vahşi bir zombiye çeviren bir virüsün çevreye yayılması sonucu Güney Kore zombi istilasına uğrar (Genelde Amerika'yı istila ederlerdi.) Bu esnada Seul'den Busan'a gitmekte olan trendeki yolcuların zombilerle olan mücadelesini anlatıyor. Hem de ne mücadele...

BU KISIM SPOILER ICEREBILIR;

 Öncelikle filme sadece Gong Yoo'yu izlemek için başladığımı belirteyim.(Adam dizi falan çekmiyor özledik n'apalım?.) Amma gel gelelim film başladı ben Gong Yoo'yu unutup bunlar nasıl kurtulacak diye merakla ekrana yapıştım. Normalde bu tip zombili filmleri sevmem amma bu filmi çok sevdim. Özellikle Amerikan filmlerinin o klişe sonlarını yerle bir etmesi muhteşemdi. Bugüne kadar hiç bir zombili filmde ne güldüm ne ağladım ama bu filmde korkunun da ,gözyaşlarının da dibine vurdum. Arada güldürdü de. (Sert bir abi vardı zombilerinin ağzını burnunu kıran ,onun soğukkanlılığına bayıldım.) Bir de halmoni kardeşler vardı (halmoni korecede büyükanne,nine demek. Öhöm n'aparsın kültür:D) Unni'sinin (ablasının) intikamini almasi da ayrica takdire şayandı. Off daha da anlatırım ama bu kadar yeter sanırım. Kesinlikle izlemelisiniz ben ettim siz de edin^^ 

Not: imdb puanı:8.0 (Az bile.)